sahte para, anten, turuncu terlik..

bugün 22 ağustos 2008 cuma.. sene sonunda öss’ye ve yds’ye girecek olmamızdan dolayı dershanemiz ağustosun 16sından itibaren derslere başladı.. kardeşimin sünnetine de 2 gün var (24 ağustos 2008 pazar)

bugün de her gün gibi sabahtan kalktık dershaneye gittik.. ikinci ya da üçüncü tenefüste Soner hocanın bizi dışarıda görmesi haricinde ilginç bir olay yaşamadık.. cuma namazına rahat yetişebilmek amacıyla Selman’la birlikte son derse girmedik.. cuma’ya gittik, kıldık,çıktık.. rahat olmak amacıyla ayağıma Yayla’dan aldığım turuncu parmak arası terliklerimi giymiştim.. altımda kot pantolon ayağımda turuncu terliklerimleydim cuma’ya gidip gelecektim sorun olmazdı.. meğer olacakmış (:

çıkıştan sonra Selman ve Tümer’in isteği üzerine dönerciye gitmeye karar verdik.. 7-8 lira param vardı.. Selman yurttan arkadaşı Şaban’a yol parası verecekti fakat yanında bir gün önce babasından aldığı 200 lira vardı bozdurması gerekiyordu.. bozukluk hiçbir yerde yoktu şansımızı bir de bizim okulun yanındaki demirkan arda büfe’de deneyelim dedik..

büfeye yaklaştık, Selman “abi bunu bozabilir misin?” diye sordu.. büfeci adam paraya baktı, “bi şey alcak mısın” dedi.. “hayır bozdurcam” diye cevap verdi Selman.. adam tekrar paraya baktı, hafiften sinirli gibi gözüken bi surat ifadesiyle birlikte “tamam bozcam ben şimdi dur” dedi ve telefonu eline aldı.. 155′i çevirdi biraz bekledikten sonra konuşmaya başladı.. büfenin yerini tarif etti ve 4 delikanlının ona sahte para vermeye çalıştığını söyledi polis çağırdı.. ben o sırada adamın bizi genç gördüğü için şaka yaptığını, bu şakayı bi süre devam ettirip sonrasında “bozamam ben bu parayı gençler, daha siftah yapmadım” gibi bir şeyler söyleyip göndereceğini sanıyordum.. bu yüzden bütün telefon konuşması boyunca sırıttım.. hatta adam konuşurken “tehdit ediyoruz, silahımız var” diyerek ben de şakaya katıldım aklımca.. (:

büfeci telefon konuşmasını bitirdi ve adamla aramızda tartışma başladı.. fakat ben hala işin ciddiyetinin farkında değildim.. konuşmalar kızışınca anlayabildim.. adam bize “ben bu para için bi hafta çalışıyorum, şimdi size bunu bozsam benim çocuklarım ne yiyip ne içecek? yaptığınız ayıp, geçende birisi 20 milyonla geldi kovdum git kardeşim ya akşam akşam dedim, beni dolandırmaya çalışıyosunuz” gibi laflar etmeye başlayınca “abi sen ciddi misin ya?” diye sordum.. cevap alamadım ve anladım ki oldukça ciddiydi..

tabi adam böyle konuşurken Selman ve Tümer de boş durmuyordu.. “biz hırsız mıyız? öğrenciyiz ne dolandırması? parayı babamdan aldım sahte olamaz, sahte değilse görüşürüz, iyi çağır polis gelsin baksın bakalım” gibi şeyler söyledi.. hatta Selman adama yandaki okulda okuduğumuzu, artık geçerken bi sakız bile almayacağını, herkese olayı anlatıp kimsenin gelmemesini isteyeceğini söyledi.. bir ara parayı almak için uzandığında adam “ne o polisten korkun mu var” dedi.. “ne korkum olacak iyi gelsin polis” dedi.. sinirliydik.. ayağımda turuncu parmak arası terliklerim vardı..

resmen dolandırıcı muamelesi görmüştük.. neyse polis geldi.. paraya baktılar ve sahte olduğunu söylediler.. “başka paran var mı” diye sordular.. Selman da diğer 100 lirayı çıkardı.. baştan ona da sahte dediler fakat onun gerçek olduğu sonra anlaşılacaktı.. Selman babasını aradı, oradaki sivil ve üniformalı polislerle konuşuldu,(Selman’ın sahtecilik alemindeki kod adı Anten’dir.. biz aramızda “çannnaaamın anteni” deriz :D ) kimliklerimize bakıldı (benim yanımda yoktu bakmadılar) sonra da Selman’la ben çocuk şube’ye gitmek üzere polis otosuna bindik.. önce hastaneye rapor almaya gittik.. ordan şubeye giderken halk eğitim’in orada durduk döner aldık.. şubeye vardığımızda biz dönerlerimizi yerken polis de tutanak tuttu.. yolda olsun, şubede olsun, büfenin önünde olsun muhabbet ediyorduk polislerle.. onlar da suçsuz olduğumuzu, it kopuk serseri tayfasından olmadığımızı anlamışlardı.. yaklaşık yarım saat sonra selmanı içeri çağırdılar.. biz de 2 – 2,5 saat civarı onu bekledik.. bu arada çocuk şube’nin merdivenlerinde bir polisin tabiriyle “çilingir sofrası” kurmuştuk.. kola, su, fıstık almıştık yiyip içiyorduk.. Selman’ın adliyeye gideceğini, bizim arabaya binemeyeceğimizi öğrendik.. ayağımda turuncu parmak arası terliklerim vardı..

Tümer, ben, Şaban yola koyulduk.. Şaban Ziraat Bankası’nın orada ayrıldı.. Tümer’len ben adliyeye gittik.. bir süre dışarda oturup muhabbet ettikten sonra Selman’ı aradık.. meğer hala ifade vermemiş.. gelebiliyo muyuz oraya diye sorduk.. gidebiliyormuşuz, biz de gittik.. Selman’ı oraya götüren Kırşehir’li polis abinin o güzel muhabbetinden istifade ettik.. Ha bir de babasının aradığı yurt öğretmenlerinden biri de adliyedeydi.. adliyede de yaklaşık 2 saat bekledikten sonra işimiz bitti.. Selman ifadesini verdi.. 6225 numaralı dosya’ya işlenmişti bunlar.. savcı’nın Selman’a “öyle hemen sevinme, tekrar karşına çıkabilir bu.. bir daha olursa kimse inanmaz.. belki ceza bile yersin” demesi onun canını sıkmıştı.. anlaşılan savcılar bu yüzden pek sevilmiyorlardı.. ha bu arada, ayağımda turuncu parmak arası terliklerim vardı..

Selman sonuna kadar haklıydı.. paranın sahte olduğunu nereden bilebilirdi ki? polisler de haklıydılar “siz iyi çocuklara benziyosunuz işlem yapmıyoruz gidin güle güle” diyemezlerdi, görevlerini en iyi şekilde yaptılar.. hazır yeri gelmişken Edirne Polisi’ni sevdiğimi söylemek isterim.. bi kaç gıcık polis olduğunu duydum onun dışında sert, halden anlamaz, psikopat polise hiç rast gelmedim.. Allah rast getirmesin.. ve aslında düşününce büfeci de bir yere kadar haklıydı.. bizim sahte parayı adama kakalamak istemediğimiz nereden belliydi? ne kadar iyi görünürsek görünelim kimsenin ne mal olduğu belli olmaz.. o noktada haklı, fakat yaklaşımı ve sözleri son derece yanlıştı.. hoş olmayan yakıştırmalar ve dolandırıcı muamelesi yapması bi esnaf olarak ona yakışmadı.. sonuçta yeri geldiğinde bizden para kazanacaktı.. gerçi şikayetçi olmamış ama yine de ayıp etti.. ve biz bütün arkadaşlarımıza o büfeden alışveriş yapmamalarını, hatta bunu kendi arkadaşlarına söylemelerini de isteyeceğiz.. Edirneli iseniz, Anadolu Öğretmen Lisesi yanındaki demirkan arda büfe’den alışveriş yapmamanızı sizden de rica ediyoruz..

kısacası neye niyet neye kısmet dostlar.. kötü bir amacımız olmamasına ve sahteci ya da kalpazan olmamamıza rağmen, öyleymişiz gibi muamele gördük pek sevgili büfeci amcadan (’+^”%’^+!/’+%!^!!!!).. fekat her şeye rağmen bu da böyle anlatabileceğimiz güzel bir anımız oldu.. çocuk şubeye de adliyeye’de ikinci kez gidişimdi bunlar.. ilk seferlerde farklı vak’alarda oralarda bulunmuş idim.. amma ve lakin bugün çok farklı idi.. (bkz: i(mek) ek fiili) hakkımızda şikayette bulunuldu, bizim için polis çağırıldı, rapor için önce hastaneye sonra karakola ordan da adliyeye gittik.. ve bütün bunlar olurken, gariptir ki, ayağımda turuncu parmak arası terliklerim vardı.. (:

Bu yazıya cevap ver